IĞDIR

Doğu Anadolu Bölgesi'nde ve Türkiye'nin en doğusunda yer alan bir ildir.

Doğu Anadolu Bölgesi'nin Erzurum - Kars Bölümü'nde yer almaktadır. 27 Mayıs 1992 tarihinde Kars ili'nden ayrılarak Türkiye'nin 76. ili olmuştur. 4 ilçe, 8 belediye ve 157 köyden oluşur. Merkez ilçesi dışında 3 tane daha ilçesi vardır. TBMM'ye her seçimde 2 delege göndermektedir. Azerbaycan (Nahcıvan), İran ve Ermenistan sınır komşularıdır. Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.


Tarım

Iğdır Şeker Pancarı

Eskiden kervan yolları üzerinde önemli bir durak olan Iğdır ilinde, ekonomi büyük ölçüde tarıma dayalıdır. Aras Nehri'nin suladığı ova, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki en önemli bitkisel üretim alanlarından biridir. Iğdır, bahçeden bahçeye geçiş yapan evleri ile ünlüdür. Bu bahçelerde kayısı ve elma ağaçları vardır.

Tarım için elverişli olup şeker pancarı, pamuk, karpuz, domates gibi çeşitli meyve ve sebzeler yetiştirilmektedir. İlin en büyük tarım işletmesi olan Kazım Karabekir Tarım İşletmesi Dil Ovası kısmındadır. Bölgede ilk kez Urartular döneminde tarım başlamıştır. Geçmişte ovada yetiştirilen dut ağacının sayısının giderek azalması ipek böceği yetiştiriciliğini zamanla ortadan kaldırmıştır. Ovada önemini kaybeden bir diğer ürün olan çeltik ise 1970'li yıllara kadar yetiştirilmiş ama sıtma olaylarının artmasından dolayı terk edilmiştir. Iğdır Ovası'nda çeşitli bitkilerin yetiştirilmesine yönelik denemelere işgal yılları sırasında Ruslar tarafından başlanmıştır. Ovada şeker pancarı üretimi, Erzurum Şeker Fabrikası'nın 1956'da kurulmasından sonra başlamıştır. Ancak ovada üretilen şeker pancarının şeker oranı düşüktür. Bunun nedenleri; toprakların yoğun olarak kullanılması sonucu potasyum eksikliğinin artması, pancar yapraklarının Ağustos ayında kuruyup yeniden yaprak vermesi, pancar ekiminin seyrek olarak yapılması, söküm dönemindeki olumsuz hava koşulları, pancar yapraklarının söküm öncesinde otlatılması ve söküme yakın bilinçsizce su verilmesidir. Ekonomik değeri yüksek olan bitkilerin ekilmesinin yanı sıra hayvancılığın geliştirilmesi çalışmaları da işgal yıllarına rastlar. Hayvan soylarının iyileştirilmesi ve mandıraların kuruluşu yine aynı dönemde gerçekleşmiştir. I. Dünya Savaşı'nın ardından Rus işgalinin kalkmasıyla pazarla bağlantısı kesilen yörenin ekonomik yaşamı 1950'lere dek süren durgunluğa girdi. 1950 yılından sonra Aras Irmağının sulamada kullanılmasıyla ürünlerde büyük çeşitlilik sağlandı.

Iğdır Kavunu

Yıllık yağış tutarının azlığına, yağış rejiminin düzensizliği ve buharlaşma miktarının fazlalığı da eklenirse ovadaki tarımda sulamanın ne derece önemli bir paya sahip olduğunu görülür. Sulamanın daha kapsamlı yapılabilmesi için Iğdır Ovası, Batı Iğdır Ovası ve Doğu Iğdır Ovası olmak üzere iki bölüme ayrıldı ve böylece sulama projeleri başlatılmış oldu.

İlde tarihin eski devirlerinden beri pamuk tarımı yapılmaktadır. Bunu mümkün kılan temel faktör, bölge ikliminin çevresine göre bir mikroiklim bölgesi yaratmasıdır. Pamuk yetiştirilmesi için gereken sıcaklık 20 °C'dir. Ancak bu sıcaklık, Iğdır Ovası'nın yıllık sıcaklık ortalamasından biraz düşük de olsa yaz aylarındaki yüksek sıcaklık ortalamaları pamuk için elverişli bir ortam yaratmaktadır. Cumhuriyet döneminde ovada pamuk ekim alanları giderek genişleyerek; 1935'te 650 hektarı, 1940'ta 700 hektarı, 1950'de ise 4,500 hektarı bulduktan sonra inişli çıkışlı bir grafik izlemiştir. 1960'ta 1,800 hektar, 1970'te 6,800 hektar, 1980'de 3,410 hektar, 1992'de 3,438 hektar ve 1997'de 970 hektar olarak gerçekleşmiştir. Ancak özellikle 2000'li yıllardan sonra pamuk yetiştirilmesi neredeyse sona ermiştir. Çünkü; az olsa da değişen iklim koşulları ürünün kalitesini düşürmüş ve zaten az olan çiftçi gelirini iyice azaltmıştır. Bu nedenle çiftçiler pamuk yerine şeker pancarı, meyve ve sebze yetiştirmeye başlamıştır. Ayrıca son yıllarda şeker pancarında görülen rekolte kaybından dolayı devlet desteği ile Ziraat Bankası, çiftçilere şeker pancarı yerine ayçiçeği ekmesi için kredi vermeye başlamıştır.

Iğdır Şeftalisi

Ovadaki toplam meyve bahçesi arazisinin 1,525 hektarı(%74) kayısı, 332 hektarı(%16.1) elma, 128 hektarı(%6.2) şeftali, 35 hektarı(%1.7) armut, 10 hektarı(%0.5) diğer meyveler ve 31 hektarı(%1.5) bağ tarımı arazilerinden oluşmaktadır. Yörede elma üretimi, sulamalı tarım yapma imkânlarının mevcut olduğu Batı Iğdır Ovası'nda yoğunluk kazanmıştır. Ovada şeftali yetiştirme faaliyetleri giderek artmaktadır. Nitekim, 1978'de 26,000 kadar olan şeftali ağacı sayısı, 1997'de 41,850'ye yükselmiştir. Ovada kayısı, şeftali ve elma dışındaki meyveler daha çok yöre halkının temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olduğundan bölge ekonomisinde pek önemli bir yer tutmaz. Ovada birçok sebzenin yetiştirilmesine karşılık dağlık yörede sadece patates tarımı yapılmaktadır. İlde mevcut olan 77,900 hektar dolayındaki tarım arazisinin yaklaşık 3,000 hektarı sebze üretimine ayrılmıştır.

Ovadaki toplam sebze bahçesi arazisinin 850 hektarı karpuz, 800 hektarı domates, 285 hektarı kavun ve 225 hektarı da salatalık arazilerinden oluşmaktadır. Ayrıca ovada üretilen domatesin ve karpuzun önemli bir kısmı Kars, Ardahan, Ağrı, Bitlis, Muş, Van ve Erzurum gibi illere pazarlanmaktadır. Ovada üretilen sebzelerden kavun, karpuz ve domates dışındaki sebzeler daha çok yöre halkının temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olduğundan bölge ekonomisinde pek önemli bir yer tutmaz. Bunun dışında, soğan, patlıcan, biber, lahana, turp ve fasulye gibi sebzelerin de üretimi yapılmaktadır.

İldeki tahıl tarımında yıllara göre büyük dalgalanmalar görülür. Bu durumda yağışların düzensiz olması etkilidir. Çünkü tarım arazisinin %28'sinde ancak kuru tarım yapılmaktadır. Tahıl tarımında 1. sırada yer tutan buğdayı; arpa, mısır ve çeltik izler. Tahıl arazilerinin yaklaşık %32'sini kaplayan arpa, verim bakımından buğdaydan biraz düşüktür. Ayrıca arpa, buğdayın yetişemediği yüksekliklerde de yetişebildiğinden bölgenin yüksek dağlık kesimlerinde buğdayın yerine arpa tercih edilmektedir. Bu tercihte dağlık kesimlerde hayvancılığın daha önemli bir yere sahip olması etkilidir. Arpanın dışında tahıl ürünleri olup ilin tahıl arazilerinin sadece %9'luk bir kısmında yetiştirilen mısır ve çeltik, daha çok yöre halkının temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olduğundan bölge ekonomisinde pek önemli bir yer tutmaz.

Bölgede 2000 yılı itibariyle 16,500 dolayında çiftçi ailesi bulunmaktadır. Bölge çiftçilerinin ancak yarıya yakını toprak sahibidir. 2005 yılı verilerine göre il halkının %68'i tarım sektöründe, %26'sı hizmet sektöründe, %2'si sanayiide ve %4'ü de diğer sektörlerde istihdam edilmektedir.

Iğdır İli Arazi Dağılımı

Çayır-Mera

 %41

Tarım Alanı

 %33

Kullanılmayan Alan

 %26

Orman Alanı

 %1

Iğdır Kayısısı

Iğdır Kayısısı, dünyaca ünlü olan ve sadece Iğdır yöresi ile Kağızman'da yetişen bu kayısı türünün şekli eliptik olup simetrik bir yapıya sahiptir. Çekirdekleri uzun şeritli ve tatlı olduğundan kuruyemiş olarak tüketilebilir. Erkenci bir çeşit olduğundan Haziran ayının son haftasında olgunlaşmaya başlar. Iğdır'ın en yaygın kayısı türü olan Şalak çeşidinin birçok faydası olduğu bilinmektedir.

Iğdır'da Kaysı Ağacı Varlığı (2006)

Şalak

 %85

Ordubat ve Teberze

 %10

Ağerik

 %5

 

Iğdır'daki Meyve Sebze Üretimi (Ton/2009 yılı)

Domates

39.385

Kavun

  9.018

Karpuz

19.970

Kayısı

17.782

Salatalık

  9.185

Elma

12.543

Şeftali

  1.950

Hayvancılık

Canlı hayvan ticaretine yönelik olarak çok sayıda koyun yetiştirilir. Bu yüzden koyunculuk birinci, sığırcılık ikinci plandadır. Koyun sürüleri, yazın yaylalardaki sulak çayırlara çıkarılarak otlatılır. Şekerpancarı üretimi yaygınlaştıktan sonra sığır besiciliği gelişti. Hayvanlardan sağılan sütlerin değerlendirildiği mandıralarda tereyağı ve kaşar peyniri üretilir.

 

Hayvancılıkta birinci sırayı koyun alır. Onu sırasıyla keçi, sığır-manda ve kümes hayvanları izler. Bölgede bulunan çayırlar, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlara yeterli gelmemektedir. Bu yüzden hayvan yemleri, hayvancılıkta önem teşkil eder. Yapılan bir araştırmada koyun ve sığır yetiştiriciliğinin Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu tespit edilmiştir.

Bölgede en çok yetiştirilen hayvan olan koyunun yetiştirilmesini güçleştiren en önemli sorun, yılın 4-6 aylık süresi boyunca arazinin karla örtülü kalması sonucu hayvanların ağıl veya komlarda beslenmesi zorunluluğudur. İl çevresinde özellikle "Mor Karaman" cinsi koyun yetiştirilmektedir. Bölgedeki koyun sayısı yıldan yıla değişiklik gösterse de son yıllarda azalma eğilimindedir. Bölgede keçi yetiştiriciliği koyunculukla bir arada yürütülmektedir. Genellikle ortalama bir koyun sürüsünde 5-10 tane keçi bulunur. Bölgenin toplam keçi varlığı 25,000-50,000 arasında sürekli değiştirmektedir. Yayla hayatında çadır yapımında kılından yararlanmak için yaylalarda önemli ölçüde kıl keçisi yetiştirilir. Kıl keçisi yetiştiriciliğini teşvik eden diğer bir faktör de, bu hayvanların süt verimlerinin koyunlara oranlara daha çok olmasıdır. Gerçekten bölgede; bir günde bir koyun ortalama 0.5-1 kg arası süt verirken ,bir keçiden yaklaşık 1.5 kg kadar süt çıkar. Ayrıca keçi, dağlık kesimlerde en ulaşılmaz otlara bile ulaşabilmektedir. Bu yüzden yayla halkında keçinin önemi, ova halkına göre daha fazladır. Manda yetiştiriciliği gitgide azalmaktadır.

İlçelere Göre Sığır Türü ve Sayısı (2009-2010)

Türü

Merkez İlçe

Karakoyunlu

Tuzluca

Aralık

Sığır

 17.700

  8.000

   10.000

    9.000

Dana

   4.650

  2.425

     3.350

    2.750

Manda

      400

     375

        200

       150

Koyun

252.000

61.236

   97.504

  92.460

Keçi

  20.485

  4.114

     9.496

    6.780

Toplam

295.235

76.150

 120.550

111.140

Ovada büyükbaş hayvancılıkta küçükbaş hayvancılık kadar büyük bir öneme sahiptir. Bölgede büyük ölçüde mera hayvancılığı yapılmaktadır. Bunun yanında, besi hayvancılığı da giderek önem kazanmıştır. Ayrıca bölgede süt verimi yüksek olduğu için az da olsa manda beslenir. Çünkü manda ineğe göre daha uzun süre ve miktarda süt verir ve et verim ortalaması inekten daha fazladır. İlin toplam manda varlığı 2,000-7,000 arasında değişmektedir. Ayrıca bölgede yük çekmek için beslenmekte olan az sayıda at, eşek ve deve vardır. Ancak 1987'den sonra deve önemini kaybettiği için ilde deve nesli tükenmiştir.

Sanayi

İlin bir tane Organize Sanayi Bölgesi vardır. Kentte TMO'ya ait silolar ve SEK'e bağlı Kars Sek Mama İşletmesi'nin bir süt toplama merkezi bulunmaktadır. Başlıca sanayi kuruluşları, dokuma sanayi kolunda çalışan küçük ölçekli işyerleridir.

Madencilik

Iğdır ili yeraltı kaynakları bakımından zengin değildir. Tuzluca ilçesinde bulunan kaya tuzu yanında Aralık ilçesi ile Suveren Köyü arasında Ponza Taşı (Suyun yüzeyinde durabilen ve hamamlarda sırt keselemek için kullanılan delikli ve süngerimsi taş) madenine rastlanır. Tuzluca ilçesinde bulunan tuz yataklarının rezervi yaklaşık 800 milyon ton olup, %98 oranında NaCl içermektedir. Tuzluca Tuz Fabrikası, aylık 100-120 ton arasında tuz üretim yapabilecek kapasitededir.

Ayrıca Nahçıvan'a olan sınır kapısının Iğdır ekonomisine olan katkısı büyüktür fakat buradaki sınır kapısında ticaret çeşitliliği, tam sınır kapısının şehrin gelişimini büyük oranda hızlandırdığı dönemlerde sınırlandırılmıştır. Bu sınırlamada yöre halkının Nahçivan'dan devamlı olarak kaçak mazot getirmesi etkilidir.

Coğrafi konumu

Iğdır'ın kuzey ve kuzeydoğu sınırını, Aras Nehri ve bu nehrin oluşturduğu Türkiye-Ermenistan sınırı oluşturmaktadır. Doğusunda Türkiye-Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti sınırı ve güneydoğusunda Türkiye-İran sınırı yer almaktadır. Güneyinde Ağrı ili (Doğubeyazıt ve Taşlıçay ilçeleri) bulunmaktadır. Bu sınır kabaca doğu-batı doğrultusunda uzanan ve Doğu Torosların doğudaki uzantısı olan Karasu-Aras sıradağlarından oluşmaktadır. Bu dağlar doğuya doğru uzanırken aynı zamanda Yukarı Murat-Van Bölümü ile Erzurum-Kars Bölümü arasında sınır oluşmaktadır. Bu dağların doğuya, Ağrı volkanına kadar devam eden uzantısı üzerinde sırasıyla "Kızılcaziyaret Dağı" (2887 m.), "Durak Dağı" (2811 m.), "Zor Dağı" (3196 m), "Pamuk Dağı" (2639 m.) bulunmakta ve en doğu uçta ise Büyük Ağrı (5137 m.) ve "Küçük Ağrı" (3896 m.) volkanik dağları bulunmaktadır. Durak Dağları üzerinde Balık Gölü (2250 m.) bulunmaktadır. Iğdır'ın batısında Aras Irmağı'na katılan Gaziler Deresi'nin batı bölümü, Kars ili, Kağızman ilçesi ile olan sınırını oluştururken kuzeybatısında da yine Kars ilinin Digor ilçesi bulunmaktadır.

Iğdır ili tamamen Aras Nehri'nin havzası içerisinde bulunmaktadır. İl sınırları içerisinde Aras Nehri'ne katılan önemli akarsular batıda Gaziler Çayı, Buruksu Çayı, doğuda ise Aşağı ve Orta Karasu çaylarıdır. Tuzluca çevresinde Bazaltik ve kahverengi topraklar geniş yayılış alanına sahipken, Iğdır Ovası'nda alüvyal topraklar, Doğu Iğdır Ovası ve Dil Ovası'nda tuzlu topraklar hâkimdir.

İklim ve bitki örtüsü

Iğdır'ın iklimi Doğu Anadolu tipi Karasal İklimi'dir. Iğdır ilinin ovalık kesimleri, Doğu Anadolu Bölgesi'nin öteki kesimlerinde görülen şiddetli kara ikliminden fazlaca etkilenmez. Bunun en önemli nedeni çevresinde bulunan Ağrı Dağı gibi yüksek alanlara göre alçakta olmasıdır. Kuytu konumuyla mikroklima oluşturan Iğdır Ovası'nda yer alan Iğdır kentinde yıllık ortalama sıcaklık 11,6 °C'dir. Oysa yalnızca 170 km uzaklıktaki Kars'ta bu ortalama 4,2 °C'dir. Ovada kışlar, Erzurum-Kars yaylasına göre daha yumuşak, yazlar ise daha uzun ve sıcak geçer. Kentte kışın -30 °C'ye kadar düşen ve yazın da 41 °C'yi aşan hava sıcaklıklarına rastlanır. Kuytuluğu yüzünden ülkemizin en az yağış alan yörelerimizden biridir. Özellikle yarı kurak iklime sahip olması bitki örtüsü Doğu Anadolu'nun tipik bitkisel örtüsü olan bozkır olmasına yol açmıştır. Orman açısından ülkemizin en yoksul bölgelerinden biridir.  

 

 

Ortalama Veriler

Aylar

Oca

Şub

Mar

Nis

May

Haz

Tem

Ağu

Eyl

Eki

Kas

Ara

Ort. En Yüksek °C

2,6

5,6

12,8

20,1

24,3

29,4

33,7

34,4

29,1

21,2

12,6

4,9

Ort. En Düşük °C

-7,3

-4,9

0,1

6,5

10,5

14,3

18,3

17,7

12,2

6,1

0,2

-4,2

Ort. Güneşlenme Süresi(saat)

2,7

4,1

5,4

6,1

7,5

9,6

10,1

9,9

8,5

6,3

4,3

2,4

Yağışlı Gün Sayısı

5,8

6,5

7,6

11,2

15,0

10,6

5,5

4,1

4,0

8,3

6,9

6,2

kaynak: www.meteor.gov.tr

Nüfus yapısı

Yıl

Nüfus

1927

34,840

1935

45,648

1940

46,669

1945

49,115

Yıl

Nüfus

1950

56,882

1955

70,951

1960

85,041

1965

96,652

Yıl

Nüfus

1970

112,256

1975

130,338

1980

127,438

1985

141,490

 

Yıllara göre ilin nüfusu

Yıllar

Şehir

Köy

Toplam

1990

55,547

87,054

142,601

1997

66,829

78,582

145,411

2000

81,852

87,052

168,634

2007

97,054

84,812

181,866

Şehrin en büyük nüfus yapısını Kürtler ve Azeriler oluşturur. Günlük konuşmada genellikle Kürtçe ve Azeri Lehçesi kullanılmaktadır.

Iğdır´da nüfusun %50,93 ü erkek, %49,17 si kadındır ve nüfusun %41'i 0-14 yaş grubuna, %54'ü 15-64 yaş grubuna, kalan %5'i de 65 yaş üstü gruba girer.

İlin kentleşme oranı artış eğilimi göstersede bu oran Türkiye geneli kentleşme oranından düşüktür. 1990 sayımlarına göre il nüfusunun %61'i kırsal, %39'u kentsel alanda yaşamaktaydı. Bu oranlar 2000 sayımlarında kırsal alanlarda %51,72'ye gerilerken kentsel alanlarda yaşayanların oranı ise %48,28'e çıkmıştır. Bu oran %65 olan Türkiye ortalamasının altında kalmıştır. Kilometrekareye düşen insan sayısı kent merkezinde 72 iken, il genelinde 47'dir. İlde bulunan 157 köyden 109'unun nüfusu 500'ün altında olup köylerin çoğu oldukça düşük nüfusa sahiptir.

Kültür/Sanat

Iğdır il genelinde merkez ilçe, Aralık, Tuzluca, Karakoyunlu ilçesi ve Melekli beldesinde toplam 5 adet Halk Kütüphanesi mevcut olup, bu kütüphanelerde toplam 20.165 adet kitap ve süreli yayın bulunmaktadır. Ancak, çocuk kütüphanesi, gezici kütüphane, müze, konservatuvar, opera, bale, orkestra, sanat galerisi, fuar, panayır, tiyatro ve sinema gibi kültürel birim ve etkinlikler bulunmamaktadır.

Kültürel ve doğal zenginlikler

Meteor (Göktaşı) Çukuru :

İl merkezinden yaklaşık 42 km uzaklıkta Karakoyunlu'ya bağlı Korhan Yaylası sınırları içerisinde yer alan bu çukur 1892'de bir göktaşının düşmesiyle meydana gelmiş büyük bir çukurdur. Dünyada büyüklük ve derinlik açısından Arizona'da bulunan Barringer Krateri'nden sonra 2. sırada gelir. Genişliği 35 metre, derinliği ise yaklaşık 60 metredir. Çukurun etrafında bir çok işlenmiş taşa da rastlamak mümkündür. Zengin doğa manzarasıyla ve dünyanın hiçbir yerinde rastlanılamayacak çiçek florasıyla bir renk cümbüşü olan bu yer aynı anda üç devleti görme imkânı sağlayan bir kavşakta bulunmaktadır.

Tuzluca Tuz Mağaraları 

Tuz mağaraları Tuzluca ilçesinde bulunmaktadır. 55 dönümlük bir araziyi kaplamaktadır. Türkiye'nin 100 yıllık tuz ihtiyacını karşılayacak kapasitededir. Tünellerde bulunan havanın bir çok solunum yolu hastalığına iyi geldiği bilinmektedir. Günlük 60 ton tuz üretilmektedir. Ancak tam kapasite çalışırsa 200 ton tuz da üretebilir.

Leylek Heykeli 

Iğdır şehir merkezinin girişinde bulunan devasa iki leyleğin bulunduğu heykel; leyleklerin Iğdır'ın sembollerinden biri olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Turizm  

Bölgede kendine has özellikleri olan Iğdır, Doğu Anadolu'nun Çukurova´sı olarak anılmaktadır. Tarihi, kültürü, folkloru, doğa güzellikleri ve özel iklim özelliği ile dört mevsimi bir günde yaşatan ve üç ülke ile sınır olan yakın zamanda bölgenin turizm merkezi olan ilin ayrı bir güzelliği de, ovasındaki meyve bahçeleri, pamuk tarlaları yamaçlarındaki kır çiçekleri, yaylalar, doğal su kaynakları ve ile hayat veren Aras Nehri ile Ağrı Dağı kentin turizm potansiyelini ortaya koyar. Ayrıca Ağrı Dağı, Iğdır'ın her noktasından görülebilmektedir.

 

El Sanatları

Iğdır ve yöresinde el sanatlarında büyük bir canlılık göze çarpmaktadır. Köylerde özel kök boyanın kullanıldığı yün veya pamuktan birbirinden güzel halı, kilim, halça (bir tür kilim) örülmektedir. Bölgede bilhassa kış aylarının vazgeçilmez giyeceklerinden olan yün çoraplar da önemli bir yere sahiptir. Bunların üzerinde birbirinden farklı hayvan ve bitki motifleri görülmektedir.[28]

Yöresel Yemekleri

Yöreye ait pek çok lezzetli yemekler bulunur. Bunlardan bazıları şunlardır:

 

Maalesef doğruymuş, Iğdır’ın geçmişini imha etmişler!

16 Ağustos 2010 Pazartesi, 12:28:27

CUMA günü yazdım: İngiltere Başbakanı David Cameron‘a Türkiye’yi ziyareti sırasında çakma tuğralı uydurma bir belge hediye edilmesi rezaletinin kahramanı olan Devlet Arşivleri’nde bir tarih cinayeti işlenmiş, Doğu Anadolu’dan gönderilen Cumhuriyet dönemine ait bir kamyon dolusu iskân evrakı, “yanlışlıkla” imha edilmişti.
Devlet Arşivleri Genel Müdürü Doç. Dr.
Yusuf Sarınay bir açıklama gönderdi, imhayı doğruladı ve yokedilen belgelerin “Iğdır’a ait iskân evrakı olduğunu” söyledi.
Aslında
“açıklama” falan değil, tam bir “itirafname” olan Sarınay‘ın yolladığı metnin bir paragrafını aşağıda aynen yayınlıyorum:
“...Iğdır Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü tarafından kargo şirketi aracılığıyla Genel Müdürlüğümüz ‘İvedik Cad. No: 59 Yenimahalle’ adresine teslim edilmek üzere 15 koli içinde gönderilen belgeler, teslim edilmesi gereken adres yerine farklı bir adreste bulunan Ergazi Atık Kağıt Ünitesi’ne teslim edilmiştir. Herhangi bir resmi yazı veya tutanağı bulunmayan evrak, kargo görevlisinin ‘Kargo şirketine ait imhalık evrak’ beyanı üzerine paralama ünitesine sevkedilmiştir. Iğdır Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü yetkilisinin aynı gün teslim işlemini yerine getirmek üzere Genel Müdürlüğümüze gelmesini müteakip durum fark edilerek evrakın paralama işlemi durdurulmuş ve olayla ilgili gerekli resmi işlem yapılmıştır”...
Yusuf Bey daha sonra “komisyon kurduklarını, belgelerin kurtarılabileceğinin anlaşıldığını ve çalışmaların başladığını” yazıyor ve “Merak etmeyin, Dersim evrakını değil, Iğdır’ın iskân belgelerini imha ettik” diye müjde veriyordu!

BECERİKSİZLİĞİN BÖYLESİ!
Resmî üslûpla kaleme alınmış olan bu açıklamada aslında neler dendiğini size daha anlaşılır şekilde izah edeyim:
Yusuf Bey “Biz, koskoca vilâyetlerin arşivini resmî yazı olmadan ve tutanak tutmadan kapı kapı dolaştıracak derecede sorumsuz bir kurumuz. Bu defa da böyle sorumsuz davrandık ama kabahat bizde değil, belgelerin yüklendiği kamyonun şoföründe... Şoför, arşiv yerine imha merkezimize gidince arkadaşlar evrakı bir güzel paralamışlar. Biz o sırada çakma tuğralar hazırlamanın verdiği yorgunlukla uyuyakalmıştık ama Iğdır’dan gelenler güzel uykumuzu böldüler ve olup bitenlerden onlar yüzünden haberdar olduk. Uyandırmasa idiler aslında daha neler neler imha edecektik, ah bir bilseniz! Zaten paralama ünitemiz de pek bir işe yaramıyormuş, belgeleri kurtarılamayacak şekilde yokedememişler! Hem sonra bu kadar yaygaraya da ne gerek var canım, imha edilen belgeler Dersim’e yahut diğer Doğu Anadolu vilâyetlerine değil, alt tarafı Iğdır’a ait!” diyordu.
Bunca yıllık gazeteciyim, şimdiye kadar böylesine bir acz ve beceriksizlik beyanına rastlamadım!

GÖREV, IĞDIRLILAR’IN
Türkiye’nin geçmişinin tapusu, üstelik vatandaşın mazisine ait kimlik, namus ve haysiyet kaynağı olan belgelerin kamyonculara teslim edilmesi gibisinden beceriksizleri yahut
“caktır”, “cuktur”, “cağız”, “cuğuz” misali gevelemeleri bir yana bırakalım. Devlet arşivlerindeki “paralama ünitesi”nde nelerin imha edildiği muammasını da şimdilik hiç sormayalım...
Ama ortada artık haddi aşmış bir sorumsuzluk ve hattâ
“suç” vardır, üstelik arşivlerdeki rezaletler bir iktidar-muhalefet meselesi değildir, artık memleketin tamamını ilgilendiren bir dert hâlini almıştır.
Bu derdin devâsını bulmak ise başta rahmetli dedelerine, ninelerine ve hattâ cedlerine ait kayıtların pervasızca yokedildiği Iğdır’ın milletvekillerine, sonra Meclis’e ve teftiş kurullarına düşmektedir.
Ben, öncelikle Iğdır’ın milletvekillerinin eskiden vârolan ama şimdilerde pek telâffuz edilmeyen
“hamiyyet” kavramını hatırlayarak cedlerine yapılan bu saygısızlığın hesabını soracakları ümidindeyim.

                                                                                                                          Murat Bardakçı




Bu belge toplam 35941 kez okunmuştur.
Iğdır Belediyesi 1. Etap Plan Açıklama Raporu ve Plan Notlarıyla 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı...
1/ 5000 ‘lik İlave Revize Nazım İmar Planı...
Ücretsiz Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi...
Belediye Meclisinin 10/08/2012 tarih 142 sayılı Belediye Meclis Kararı ...
S PLAKA SATIŞI İLE İLGİLİ DUYURU...